Neden Elim Kaleme Gitmiyor?
Öncelikle geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz sektör duayenimiz, değerli şahsiyet, kıymetli sanayici Sayın Asım KİBAR’a rahmet, değerli KİBAR ailesine ve Türkiye alüminyum sektörüne sabırlar diliyorum.
Geçmişte çok isteyerek ve severek yapmaya çalıştığım şeyler maalesef güncel konjonktür gereği artık çok zor geliyor. Şimdi bu nereden çıktı? Neden böyle bir girişle başladım?
Günlerdir bu güzide yayın organının yetkililerinden Sayın Handan Hanım bana mesaj atıyor ve yazı istiyor ama bir türlü bu yazıyı toparlayacak psikolojiyi kendimde bulamıyorum. Bu günlerde ne, nasıl yazılır hiç bilemiyorum. Zaten birçok problemle uğraşan sanayici kardeşlerimin içini bir de benim tespitlerim ile karartmak hiç doğru gelmiyor bu sefer. İşte bu nedenle çok zor bir iş yapıyormuşum gibi geliyor şu anda.
Neredeyse başımızın üzerinden muhteviyatını bilmediğimiz hava araçları, silahlar, sistemler geçiyor; bize bildirilenler dışında hiçbir şeyden haberimiz yok. Herkes soruyor; neden? Niçin? Ne zaman biter? Biter mi? Dünya Savaşı mı olur? Bu da bir beklenti…
Türkiye alüminyum sektörünün çok değerli temsilcileri; bizler çalışma hayatımızda çok zorluklar ve olumsuzluklar yaşadık; çok zorlandık ve sarsıldık; ancak hiç bugün olduğu kadar belirsizlik yaşamadık. Hep bir öngörü vardı. Bir dönem araba yatırım aracıydı; “hem binersin hem de değerlenir,” denirdi. Sonra sadece binmek kısmı kaldı, değerlenme durdu, hatta eksi oldu. Gayrimenkul aldık değerlendi; sonra bazı günler oldu, maalesef borçlanma, para cinsi devalüasyon sürecinde gayrimenkulün değerinin çok üzerine çıktı. O dönemde kredi kullanıp belli oranını ödeyip geri verenler bile kurtaramadı kendini. Değil değerlenmek, borcun altında ezildi. Bunları hep gördük, yaşadık. Bu süreçte de iflaslar oldu; kapanmalar, iş bırakmalar oldu; ama hiç bu kadar öngörüsüz, güvensiz, mutsuz bir ortam olmadı. Neden mi? Çünkü insanlar şunu söylerdi o zamanlarda; “Ne yapalım, sıfırdan tekrar başlarız!” Şimdi ne yok dersiniz? İşte bu öngörü ve güven yok. Artık yeniden, sıfırdan başlamak yok kimsenin planında. Çünkü o cesaret yok. Bittiyse bitmiştir.
Ukrayna Rusya Savaşı’nı analiz ederken, şimdi İsrail İran Savaşı! İlginçtir, her iki süreç de sektörümüzü direkt etkiliyor. Bir tarafta hammadde süreci Rusya ile etkili olurken, öbür tarafta enerji problemi ufukta duruyor. Uzun yıllar bu sektörün en önemli zaafı dış finansman ile sürdürülmesidir diye her ortamda söyledik. Bu madde bugün ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koydu. Fizibilite olmadan yapılan yatırımlar, yine maalesef kanayan bir yara oldu. Sektör yapımızda çok farklı nedenler ile kurumsallaşamayan şirketlerimiz, “finansal okuryazarlığı olmayan kişilerin” uhdesinde. “Para benimse bu işi en iyi ben biliyorum demektir” mantığı ile yola çıkan sektör patronları, bu yatırımlar ile kendilerini ve maalesef bağlı sistemleri zora sokmuşlardır.
Buradan bir şeyin altını çizmek gereğini tekrar hissettim. Eğer bilginin ölçeği zenginlik olsaydı, hiçbir akademisyene ihtiyaç olmazdı. Her parası olan bilgi sahibi olamaz, her bilgi sahibinin de parası olacak diye bir düşünce olamaz. Bu her doktorun tam sağlıklı olması gibi bir şey. Veya her sağlıklı insan doktor mudur?
Bir diğer problem, sektörümüzdeki inovasyon sürecidir. Bir arkadaşımız fuara katılmış, son derece memnuniyetsiz, şikâyetçi. Ben de kendisini dinlerken kataloğunu karıştırıyorum, katalog beş yıl önce basılmış ve hiç yenileme olmamış. Şimdi bu şekilde nerede olmayı planlıyoruz? Yenilik, inovasyon bu sektörde olmazsa olmaz. Bunu yapmazsak, önemli dertlerden biri daha kaynaklanıyor; gözetimler, gümrük vergileri. Kendisine kalite ve katma değerli alanda yer bulamayan firmalarımız hemen en basit ipe sarılıyor; fiyat! Bugün ülke içerisinde üretilen biyet primi ithal biyetten yüksek kalıyor. İşte sonuç bu. Süreci fiyatlama ile savuşturmaya çalışanlar, geçmişte ABD tarafında oluşan gözetim uygulamasıyla Avrupa’da da karşı karşıya gelmiş durumdalar.
Nakde ulaşma, artan maliyetler, hesapsız vahşi yatırımlar, iflas ve konkordatolar, riskli menşei olan hammaddeler, çeklerin ve vadeli borçların yaptırımları, gerçekleşmeyen ticaretin vergisi, organize sanayi bölgeleri problemleri gibi bekleyen süreçler varken, bir de coğrafyamızda iki farklı savaş hali. Hangisi ile ve nasıl uğraşacağız? İstihdam, nitelikli eleman, girdi maliyetleri, kiralar, problemeler artık kabullenilmiş görünüyor.
Umarım anlatabilmişimdir neden keyifsiz bir süreçte olduğumu…
Geçtiğimiz günlerde Türkiye alüminyum sektörünün önemli sivil toplum örgütü olma özelliğine sahip olan ve sektörün sorunlarına eğilen, araştırma, geliştirme, eğitim süreçlerinde önemli aşamalar ve başarılar elde etmiş olan derneğimiz GALSİAD’ın olağan genel kurulu yapıldı. Bu süreçte emeği geçen tüm firma, kişi ve kurumlara teşekkürlerimi sunuyorum. Bir kez daha bu güzide derneği yönetme görevini tarafıma veren sektörün değerli temsilcilerine şükranlarımı sunuyorum.
Saygılarımla,