30. Yılında Yeni Yerinde: Roto Frank Türkiye
Roto Frank Türkiye’nin 30. yılında, Roto Frank Türkiye Genel Müdür’ü Sayın Gökçe ŞENKAL BAYCIN ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Türkiye’deki 30 yılı, yeni lokasyonlarıyla gelen değişimi ve gelecek vizyonlarını konuştuk.

Roto Frank Türkiye olarak 2025 yılında 30. yılınızı kutluyorsunuz. Bu önemli dönüm noktasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Roto Frank Türkiye, 1995 yılında Türkiye’de faaliyetlerine başladı. O günden bu yana Türkiye’de pencere ve kapı donanım sektöründe istikrarlı bir şekilde büyüyerek yoluna devam etti. Bu süreçte ürün kalitesi, teknik destek, lojistik hizmetleri ve müşteri memnuniyeti gibi konulara odaklanarak sektördeki yerini önemli bir konuma taşıdı. 30 yıl boyunca edindiğimiz deneyim, bugün daha verimli ve sürdürülebilir bir yapıya ulaşmamızı sağladı.
30. yılınızı yeni yerinizde kutluyorsunuz. Bu taşınma süreci sizin için ne ifade ediyor? Yeni lokasyonun şirketin vizyonuna katkısı nedir?
Yeni lokasyonumuz sadece fiziksel bir değişiklik değil; aynı zamanda Roto Frank Türkiye’nin gelecek stratejileriyle uyumlu bir dönüşüm sürecinin de parçası. Bu yeni yapı, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında hem global hem lokal hedeflerimizi daha etkin şekilde hayata geçirebilmemiz için altyapı sağlıyor. Tüm dünyada tartışmasız en önemli başlıklardan biri olan dijitalleşme, iş süreçlerimizin merkezinde yer alıyor. Yeni yerimizdeki sistem altyapısı; veri yönetimi, lojistik ve müşteri hizmetleri gibi alanlarda daha entegre ve hızlı çözümler sunmamıza olanak tanıyor. Bu sayede hem iç süreçlerimizde verimlilik artıyor hem de müşterilerimize daha hızlı ve erişilebilir bir hizmet sunabiliyoruz. Sürdürülebilirlik konusu ise yalnızca çevresel değil; aynı zamanda operasyonel ve sosyal bir sorumluluk olarak ele alınıyor. Yeni tesisimizde enerji verimliliği ve çevre dostu uygulamalar ön planda. Ayrıca çalışanlarımız için daha sağlıklı ve ergonomik bir çalışma ortamı oluşturmak da bu yaklaşımın önemli bir parçasını ifade ediyor.
Global Roto Frank vizyonuyla uyumlu olarak Türkiye operasyonumuzda bu iki temel alanı önceliklendiriyoruz. Yerel ihtiyaçları gözeterek uluslararası standartları uygulamak bizim için önemli bir noktaya işaret ediyor. Yeni yerimiz bu dengeyi en iyi şekilde kurmak için bize güçlü bir zemin sağlıyor.

Türkiye’de pencere ve kapı donanım sektörünün bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Roto Frank Türkiye bu gelişimin neresinde konumlanıyor?
Türkiye’de pencere ve kapı donanım sektörü, son yıllarda hem ürün beklentileri hem de üretim teknolojileri açısından önemli bir gelişim gösterdi. Artan yapılaşma, enerji verimliliği ve kullanıcı konforuna yönelik talepler, ürünlerin daha fonksiyonel, güvenli, uzun ömürlü ve sürdürülebilir olmasını gerektiriyor. Bu durum, sektördeki tüm oyuncuların ürün geliştirme ve hizmet sunma biçimlerini yeniden şekillendirmesine neden oluyor.
Roto Frank Türkiye olarak bu dönüşüm sürecini global vizyonumuzla uyumlu şekilde takip ediyoruz. Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik, bu süreçte öncelik verdiğimiz iki temel alan. Ürünlerimizin tasarımından lojistik süreçlerimize kadar dijital araçları daha etkin kullanıyor; veri odaklı karar alma süreçleriyle hem iç operasyonlarımızı hem de müşteri deneyimini geliştiriyoruz.
Sürdürülebilirlik ise yalnızca çevresel değil demiştim. Aynı zamanda üretim ve tedarik zinciri açısından stratejik bir konu haline geldi. Almanya merkezimiz bu alandaki uygulamalarımızı hem global standartlara hem de yerel ihtiyaçlara göre şekillendiriyor. Türkiye’deki sektör gelişimini bu perspektiften değerlendiriyor ve uzun vadeli katkı sağlamayı hedefliyoruz. Global bir firma olmamız nedeniyle her zaman sektöre yön veren ürünler sunduk; böyle de devam edeceğiz.

Roto Frank Türkiye’nin inovasyon ve sürdürülebilirlik alanındaki yaklaşımı nedir? Bu konulara hem global hem lokal düzeyde nasıl bakıyorsunuz?
İnovasyon, Roto Frank’in tüm operasyonlarının temelinde yer alıyor. Ürün geliştirme süreçlerimizde kullanıcı ihtiyaçlarını, yapı trendlerini ve teknolojik gelişmeleri bir arada değerlendiriyoruz. Donanım çözümlerimizde güvenlik, konfor ve enerji verimliliği gibi kriterler ön planda. Bu yaklaşım, hem global Ar-Ge merkezlerimizin yönlendirmeleriyle hem de Türkiye pazarının dinamikleriyle şekilleniyor.
Dijitalleşme ise inovasyonun ayrılmaz bir parçası. Üretimden lojistiğe, satıştan satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçlerde dijital sistemleri daha etkin kullanıyoruz. Yeni yerimizdeki altyapı, bu dönüşümü destekleyen bir yapı sunuyor. Dünya genelinde de artık bundan farklı bir yaklaşım düşünülemez görüşündeyim.
Sürdürülebilirlik ise aynı zamanda uzun vadeli iş yapış biçimimizin bir parçası. Enerji verimliliği, geri dönüşüm uygulamaları ve çevre dostu üretim süreçleri, yeni tesisimizde öncelikli konular arasında yer alıyor. Ayrıca çalışan sağlığı ve güvenliği, toplumsal katkı ve etik iş anlayışı gibi başlıkları da bu çerçevede değerlendiriyoruz.
Global Roto Frank stratejileriyle uyumlu olarak, Türkiye operasyonumuzda bu alanlara yatırım yapmaya devam ediyoruz. Bu yatırımlar, hem sektöre hem de iş ortaklarımıza uzun vadeli değer sunma hedefimizin bir parçası.
Roto Frank Türkiye olarak fuarlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Fuarlara, sektörle doğrudan temas kurabildiğimiz, gelişmeleri takip edebildiğimiz ve karşılıklı bilgi alışverişi yapabildiğimiz önemli platformlar olarak bakıyoruz. Bu tür organizasyonlar, ürün ve hizmetlerin tanıtımının ötesinde, sektörün nabzını tutmak ve geleceğe dair öngörüler geliştirmek açısından da değerli. Dijitalizasyon kuşkusuz çok önemli fakat toplumsal yapımız gereği yüzyüze görüşmelerin değeri de tartışılmaz. Fuarlar bu anlamda da çok değerli bir iletişim fırsatı olarak değerlendirilmelidir diye düşünüyorum.
Bu yıl Pencere Fuarı’na katılan bayilerimiz başta olmak üzere; tüm katılımcı ve ziyaretçi firmalara başarılar diliyorum.
Son olarak, Roto Frank Türkiye’nin 30. yılı vesilesiyle sektöre, iş ortaklarınıza ve çalışanlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Roto Frank Türkiye olarak 30. yılımızda bizimle birlikte olan tüm iş ortaklarımıza, müşterilerimize ve çalışanlarımıza teşekkür ederiz. Win&ARTProje ve ALU&Art Dergileri’ne de bu değerli sohbet için teşekkür ediyorum.
